Kürt Halkı Bu Oyunu Bozacaktır
Tarih tekerrürden ibarettir. Ne yazık ki son zamanlarda cereyan eden bazı Karanlık odaklı oyunlar, Kürt Halkı üzerinde tekrar oynanmaya başlıyor.
Karanlık odaklı bazı güçlerin provasını yaptırdığı “Kürdü Kürde kırdırma politikası” ne yazık ki Karanlık güçlerin oyuncağı olan Şer güçleri tarafından benimsenerek tekrar oynanmaya başladı. Kürt halkını yine Kürt halkına kırdırmak isteyenler, bu ihaleyi birilerine sipariş etmiş görünüyor. Ne yazık ki Kürt halkının haklarını savunmak için ortaya çıkan bu güçler, kendilerine biçilen bu rolü oynamaktan kaçınmıyorlar. Hemde canı gönülden benimsemişcesine…
Bilhassa son 30- 40 yılda ortaya çıkan veya karanlık şer odakları tarafından bilinçli bir şekilde üretilen dinsizlik elbisesini Kürt halkına giydirmeye çalışıyorlar. Müslüman Kürt halkını dinsizleştirmek için her türlü oyuna başvuruyor, iftira, karalama ve yalanlarla Müslüman Kürt halkını kötü ve öcü olarak göstermekten kaçınmıyorlar.
Küfür güçleri olarak da adlandırılabilecek bu şer güçlerinin “Çamur at izi kalsın” politikasını gütmekten başka halkımıza verebilecekleri bir şeyleri yoktur. Hakikat de İslama düşmanlık yapan tavır, düşünce ve fikirleri ile halkın gerçek düşmanı onlardır.
Son zamanlarda islami fikirleri ile tanınan Müslüman Kürtlerin dernek, yurt, cami ve işyerlerine yapılan saldırılar, Müslüman Kürt halkına karşı girişilen tahrik, kışkırtma, zorlama ve öldürmeler, karanlık şer odakları tarafından kurgulanan ve Müslüman Kürt halkı üzerinde oynanan kirli oyunlardan başka bir şey değildir.
Bilhassa Müslüman Kürt halkının temsilcisi konumundaki Müstezaf Der ve bu kesime yakın Dernek, kurum, kuruluş ve işyerlerine yapılan değişik saldırılar can kaybına kadar varmış, bu tahrikler Hakkari Yüksekova da Müstezaf der dernek yöneticilerinden birinin ölümüne kadar varmıştır.
Özellikle Adana, Mersin, Tarsus, Nusaybin, Yüksekova ve benzeri yerlerde gerçekleştirilen taşlı sopalı, silahlı ve Molotof kokteyli saldırılar, Dernek üyeleri ve gönüllüleri tarafından bilhassa Kürt halkı arasında fitne ve nifak çıkmaması için sabırla ve metanetle karşılanmış, her şeye rağmen sırf Kürt halkı arasında “Bırakuji”, olmaması ve kan dökülmemesi için üzerlerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmişlerdir. Tepkilerini yapılan olayların yanlışlığını defalarca dile getirerek ortaya koymuşlardır. Gösterdikleri bu sabır ve güçlü irade, kesinlikle onların bu karanlık ve şer güçlerinden korktukları, çekindikleri anlamına gelmediği açıktır.
Müslüman Kürtlerin gösterdikleri bu metanet ve sabır, tüm kesimler tarafından taktirle karşılanmaktadır. Müslümanların bu oyunlara gelmeyeceği ortadadır. Karanlık ve Şer güçlerin bu oyunu sürdüremeyecekleri kısa zamanda anlaşılacaktır.
Müslüman Kürtlerin, yaşadıkları coğrafyanın gerçek sahipleri ve hakimleri oldukları bilinmektedir. Hal bu iken iç ve dış odaklı karanlık ve şer güçlerince beslenen ve desteklenen bazı kesimlerin Müslüman Kürtleri “yok saymak” adına atacakları iftira ve yalanların artık tutmayacağı da açıktır.
Aldığımız duyumlara göre bilhassa PKK gösterileri esnasında yapılan dernek ve işyerleri saldırıları, defalarca bu saldırıların müsebbibleri olan kişi ve kesimlere uygun bir lisan ile iletilip bundan vazgeçmeleri tembih edilmesine rağmen ya iki yüzlü politikaları nedeni ile ya da geçmişten ders çıkaramamış olmaları nedeni ile görmemezlikten gelinmiş veya verdikleri sözlerde durmayarak, attıkları yalanlarla yapılanlar savuşturulmaya çalışmışlardır.
Her şeye rağmen Müslüman Kürt halkının basiretli ve onurlu insanları, yapılan bu karanlık oyunları boşa çıkarmak için her türlü girişimi yapmış ve yapmaya da devam edecekleri anlaşılmaktadır.
Ancak görünen o ki Karanlık şer güçlerin maşası olan kısım ve kesimler yaptıkları kışkırtma ve karalamalarla yeni bir ihale almış görünmektedirler. Ve bu güne kadar yaptıkları tüm kışkırtmalara rağmen hedeflerine ulaşamamış olacaklar ki, bu seferde kendi aralarında büyük ihtimalle yanlışlıkla veya bilerek öldürdükleri zavallı ve mazlum insanların ölümünü Müslüman Kürtler üzerine atarak karanlık güçlerin ekmeklerine yağ sürmekte ve bu oyunu sürdürme hevesindedirler. Veya görevindedirler.
“Yanlışlık veya bilerek öldürdükleri” diyorum, çünkü Devlet güçleri tarafından öldürüldüğünü iddia ettikleri genç için Devletin “Güvenlik güçleri öldürmedi.” Açıklaması hemencecik benimsenmiş ve bu sefer de başka bir suçlu arama yoluna gidilmiştir. Kanımca bu günkü hükümetin böyle kirli ve karanlık işlere girmeyeceğini düşüncesindeyim.
Suçun bazılarına atılması gerektiği için en kolay hedef iftira atabilecekleri ve suçlu gösterebilecekleri kesim olarak Müslüman Kürtleri seçmişlerdir. Bu tesadüfî değildir. Ne de olsa yıllar boyunca iftira ve karalamalarda bulundukları Müslüman kesimi suçlamaları kendilerince çok kolaydır. İnsanları da bu yalanlarına yıllarca inandırmakta da zorluk çekmemişlerdir. İnsanlara bu yalan ve iftiraları kolayca kabullendirdiklerini sanmışlardır.
Ama bu zanlarında yanıldıklarını kısa sürede anlayacaklardır. Artık eskisi gibi Müslüman Kürtleri değişik iftira ve karalamalarla suçlayamayacak, halkımızı kandıramayacaklardır. Çünkü artık devir, karanlık ve derin güçlerin iktidarda olduğu devir değildir. Karanlık güçlerin maşaları olan bu kesimler, artık derinlerin ve karanlık güçlerin hakim olduğu bir ülkede yaşamamaktadırlar. Bu da oynanan oyunun boyutunu göstermek açısından önemlidir.
Bir zamanlar Aydınlık gazetesi ve 2000 e Doğru dergisi ile Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük'ün yazdığı ve başrolünü oynadığı senaryoların tutması mümkün değildir. Artık bu “Cıkı çıkmış” “Ergenekon” adlı Amerika, İsrail ve Rus üçlüsünün oynadığı oyunlarla Kürt halkını bir birine düşürme, bilhassa Müslüman Kürtleri iftira ve karalamalarla düşman gösterme, politikaları iflas etmiştir.
1990 lı yıllarda bilhassa 2000 e Doğru dergisi ve Aydınlık Gazetesi Müslüman Kürtlere değişik iftiralar atarak karalamaya çalışmış, iç içe oldukları karanlık güçlerle Müslümanları suçlamaya çalışmışlardır. Bununla yetinmemiş sahip oldukları ajanlık fiillerini Müslüman Kürtler üzerine atarak kendilerini gizlemeyi çok iyi becerebilmişlerdir.
Ne yazık ki Mazlum Kürt halkı oynanan bu kirli ve karanlık oyunları geç fark etmiş ve karanlık güçlerin oynadığı oyuna istemeyerekte olsa inanmak zorunda bırakılmıştır. Sonuçta bu fesat dergi ve gazetelerin Kürt halkı üzerine oynadığı oyunlar Allahın izni ile tek tek ortaya çıkmıştır.
1990 ların “Kürdistan dağlarına selam” gönderen lider ve önderleri derin güçlerin karanlık çeteleri olan “Ergenekon” adlı örgütle içli dışlı oldukları ve bu şekilde yaptıkları çirkeflik ve katliamları nedeni ile hesap vermektedirler. Artık “Takke düşmüş, kel görünmüştür.”
Bir yandan Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük, Kürt halkının hakları için mücadele verdiklerini söylerlerken, diğer yandan bu örgütün askeri kolu olan kesimler, Kürt halkının kanını akıtmaktan çekinmemiş, nice mazlum yargısız infazla katledilmiştir.
Bir ahtapot gibi Kürt ve Türk halklarını kolları arasına alan bu karanlık ve derin güçler, bir yandan Kürt halkının kanına girerken, diğer yandan Ergenekon, Balyoz, gibi değişik darbelerle Müslüman Türkiye halklarını tepelemeye varacak kadar işi ilerletme yoluna gitmişlerdir.
Bu derin güçlerin beslemesi ile oluşturulan Ahtapotun kolları çok farklı ve değişik yönlere uzanmaktadır. Bir yanda Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük, “Ergenekon” ismi ile diğer yandan Hanefi Avcı ve yandaşlarının Devrimci Karargah örgütü adı altında, öte yandan “Balyoz” Darbe planları ile bir kısım güçler, diğer yandan da PKK ile işbirliği içinde kimi zaman PKK, kimi zaman KCK, kimi zaman HPG, kimi zaman BDP ve kimi zaman da çok farklı ve değişik isimler altında ama aynı hedef ve aynı gaye doğrultusunda Müslüman Kürt ve Türk halkına saldırmaktan, yıldırmaktan, korkutmaktan, tepelemekten geri durmamışlardır.
İşte bugünde yine aynı karanlık güç odaklarının maşası olan ANF haber ajansı, ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi) ve PKK'ye yakın medya kuruluşları karanlık güçlerin maşalığına soyunarak Diyarbakır da öldürülen gencin polis kurşunuyla işlendiğini duyurduktan sonra ne olduysa görgü tanıklarının beyanı denilerek; olayı yapanın sakallı olduğundan hareketle, bir markete girdiğinden bahisle, olayı Hizbullah'a yıkmaya çalışmışlardır. (Haber Diyarbakır Sıtkı Zilan Büyük fitne adlı yazı)
Eski oyun ve hilelerle halkı kandırmaya, aldatmaya, oyuna getirmeye çalışan bu kesimler halkın ileri görüşlü basiretinden habersizdirler. Artık bu oyunların sökmediği ortadadır.
Evet, devir artık eski devir değildir. Oyunlarınızın “Devekuşu misali” ortada olduğu açıktır. Artık “Kralın çıplak olduğu” Kürt halkı tarafından bilinmektedir. Oyunlarınız ve hilelerinizle Müslüman Kürt halkına çorap öremeyeceğiniz, siz ve karanlık şer odaklarınızın yıllardır oynadığı “Kürt halkını birbirine kırdırma” politikasının tutmayacağı aşikardır. Artık “Müslüman mahallesinde salyangoz satma” devriniz bitmiştir. Sizin ve iftiralarınızın bilhassa “Kürt halkı tarafından yutulmayacağı” ortadadır. Halk uyanmıştır ve artık bu karanlık şer güçler tarafından oynanan oyunlara gelmeyecektir. Kendinize başka mahalleler arama zamanız çoktan gelmiş ve geçmiştir bile…
Yine haber kaynaklarına imzasız olarak düşen bir e-mail de “Kamuoyuna ve mazlum Kürdistan halkına' başlığı ile başlayan ve “tüm uyarılara rağmen son yıllarda PKK tarafından halkına hizmetten başka hiçbir amacı olmayan birçok İslami sivil toplum kuruluşlarını hedef alan saldırılar gerçekleştirildiği ve bu saldırılarda maddi ve fiziki olarak zarar gördüğü halde “Hizbullah cemaatinin sağduyunun tarafı olarak misli ile mukabele etmekten kaçındığı” belirtilerek olayla hiçbir ilgileri olmadığını vurgulamalarına rağmen olaydan çıkar sağlamak isteyen yine karanlık güçlerin maşaları olduklarından şüphe duyulmayan kimseler, yukarıdaki haberin tamamen zıddı olan ve gerçekle hiçbir alakası olmayan “Cinayetin Hizbullah tarafından işlendiği iddia edildi.” Anlamını çıkararak fitne kazanına odun yetiştirmeye çalışmışlardır. Oysa yazılanlardan çıkacak sonuç “Cinayetin Hizbullah tarafından işlenmediği iddia edildi.” Denmesi daha doğru bir yorum olacaktı.
Yine aynı haberin devamında “Ancak yetkililer, Murat Elibol'un öldürülmesinin şu an elde bulunan bulgulara göre bireysel bir olay olduğunu ve örgütsel bir bağının bulunmadığını belirtti. Yetkililer, birilerinin bu işi üstlenmek isteyebileceği için böyle bir mail atma ihtimalilerinin bulunduğunu kaydetti.” ( Diyarbakır Ferit ASLAN Diyarbakır, (DHA)) denilerek olaya açıklık getirilmiştir.
Son alınan bilgilere göre saldırıyı yapan zanlının yakalanıp tutuklandığı yönündedir. Tutuklanan kişi her kim olursa olsun eğer bu fiili işlemişse tek amacı fitne ve fesat çıkarmak Kürt halkını provake etmekten başka bir hedefi olamaz.
Artık kim oldukları herkes tarafından bilenen bu karanlık güçlerin kime hizmet ettikleri ve neyi amaçladıkları ortadadır. Mazlum Kürt halkı üzerlerine oynanan oyunların farkındadır. Yapılan iftira ve karalamalara, atılan çamurlara inanmayacak kadar basiretli ve uyanıktır. Kürt halkını iftira ve karalamalarla bu güne kadar kandıranlar bundan sonra da kandıracaklarını zannetmekle büyük bir gaflet ve bedbahtlık içindedirler.
Bilhassa Müslüman Kürtler, mazlum Kürt halkına oynanan oyunların farkındadır ve bu oyunları boşa çıkaracak, güç ve azme sahiptir. Bundan sonra da Kürt halkı üzerine oynanan oyunları boşa çıkaracak, yine halkın gerçek evladı olan Müslüman Kürtlerdir olacaktır.
Müslüman Kürtler, Kürt halkının kurtuluşu ve selameti, Kürtlerin tüm haklarını halkların kardeşliği ile selamete ve huzura kavuşturmak için üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmekten geri kalmayacak, Müslüman Kürt halkının haklarına hak ve hukuk ölçüleri çerçevesinde sahip çıkmaya ve savunmaya devam edeceklerdir.
Bu büyük dava uğrunda her Müslüman, üzerine düşen görevi hakkı ile yerine getirmek zorundadır. Allahu Teala ya karşı sorumluluklarının gereği olarak atılan iftira ve karalamaları ortaya çıkarıp doğruları söylemek, hakkın tarafı olan herkesin ve kesimin insani görevi olsa gerektir.
Bu konuda iftira dolu saldırılara karşı duran, iftiraları ve karalamaları bizzat ilk ağızdan sorumlu kişilere ileterek hakkın yanında yer alan Sayın Sıtkı Zilanı tebrik ve taktir etmeyi Müslümanların dertleri ile dertlenen bir fert olarak şeref borcu bilirim. Kürtler arasında fitne ve fesada yer vermemek için gücünün yettiğince gayrete içinde bulunan Sayın Zilan tebrik ve taktir edilmeyi hak etmiştir.
“Karanlıklar aydınlığa çıktığında gerçekler damlardan haykırılacaktır.” Evet, şimdi aydınlığa çıkılmıştır. Artık hakkın ve hakikatlerin haykırılma zamanıdır…
(haberdiyarbakir.com)












