Haramullah Sınırlarımızdır
Özgürlük anlayışımız nedir? Diye bir soru sorsak cevap ne olur, hiç düşündük mü?
Bu konu da müslümanlar olarak bir sınırımızın yani kırmızı çizgilerimizin olması gerekiyor. Çoğu zaman görüş ve düşünceler belirtilirken kendi düşünce ve fikirlerimizi eksen alarak buna göre değerlendirmelere gidiyoruz.
Bu ne derece doğrudur? Hiç düşündük mü?
Evet, müslümanlar kendi düşünce ve fikirlerini ortaya koyma hakkına sahiptirler, fakat hiçbir zaman Allah’ın sınırları haricinde kendine göre sınır çizme, yasaklar oluşturma kendi anlayışına göre yasaklamalar getirme hakkına sahip değildirler.
Bu alanda müslüman için sınır bellidir. Bu sınırı da Allah’u Teâla haramları ile bir başka deyişle yasakları ile ortaya koymuştur. Bu yasakların haricinde tavsiye ve öneriler haricinde müslümanları kapsayıcı veya akide ve inançları ile sorumlu tutulabilecekleri yasak ve sınırlar oluşturmak, heva ve heveslerine göre gitmekten ibarettir. Allah korusun, Allahın belirlemediği sınırları Allah adına belirlemek, Allahın emirlerini çiğnemeye kadar götürür müslümanları.
Müslümanlar için sınır bellidir. Bu sınırlar Allah ve Resulü tarafından bizlere bildirilmiş, Âlimler bunları “Haramlar” ve “Helaller” olarak ortaya koymuşlardır.
Müslümanım diyen kimseler, yaşamlarını Allahın sınırlarına göre düzenlemek zorundadırlar. Kişi ve şahısların kendi mantık ve anlayışlarına göre sınır koymaları, yasak oluşturmaları, Allah’u Teâla’nın istemediği sınır ve kurallar koymaları -Allah korusun- akideye taalluk eden meselelerdir.
Hiçbir şahıs veya kişi Allahın belirlediği sınır ve yasakların haricinde kendince yeni sınır ve yasaklar getirme hakkına sahip değildir. Aynı şekilde toplumu ve insanları kendi kafasında oluşturduğu sınırlarla ölçme ve değerlendirme hakkına da sahip değildir.
Allahın dini islam için sınır, Allahın helalleri ve haramlarıdır. Bu sınırlar haricinde oluşturulacak sınırlar şahıs veya kurumların nevi şahsına münhasırdır. Allahın dinine mal edilemez. Allah’u Teâla’nın istemediği veya emretmediği bir şeyi Allahın emri ve isteğiymiş gibi kabul edip bu şekilde hareket etmek Allahın dinini en basit şekliyle anlamamış olmak veya Allahın dini haricinde kendi nefsinin ve arzularının ardından gitmekten başka bir şey olamaz.
Özgürlüklerimiz, Allahın emir ve nehiyleri ile sınırlıdır. Allahın yasak kıldığı bir şeyi hiçbir müslüman serbest hale getiremez, getirme hakkına sahip olamaz. Aynı şekilde Allahın yasaklamadığı ve haramlar kılmadığı bir şeyi de hiçbir müslümanım diyen kişinin yasaklama hakkı da olamaz.
Bu sınırları çiğneme hakkına hiç kimse sahip değildir. Bunu yapan veya yapmaya kalkışan kimseler en basit şekli ile ancak cehalet ve bilgisizliklerini ortaya koymuş olurlar.
Bir müslümanın özgürlük anlayışı da ancak bu sınırlar ölçüsünde olabilir. Müslümanın “Ben hür ve özgürüm, istediğim gibi hareket ederim.” Deme lüksü yoktur. Müslüman, Rabbine karşı sorumlu olandır. Bu nedenle de Rabbinin emirlerini onun Resulü Hz. Muhammed’in (sav) belirttiği ölçülere göre düzenleyendir.
Bunu en iyi şekilde dinin mütehassısları olan Âlimler bilebilmektedir. O halde Allahın sınırlarını da âlimlerin çizdiği Helal ve haram sınırları ile bilmek gerekmektedir.
Şu çok iyi bilinmelidir ki, Allahın sınırları Emirler -Farzlar- ve Yasaklar yani –Haramlar- dır. Bu sınırları kabul etmek her müslüman için akidevi zorunluluktur. Bu sınırları inkar etmek veya red etmek “müslümanım” diyen kişi için mümkün olamaz. Bu müslüman olma ölçütüdür.
Müslüman Allahın emirlerine teslim olandır. Allahın emirlerine teslim olmayan veya bu emirleri red edenlerin Allaha teslimiyetleri söz konusu olamaz.
Aynı şekilde islam için mücadele verecek kimseler, mücadelelerini ve topluma götürdüklerini Allahın emirlerine ve islamın çizdiği sınırlara göre götürmek ve bu sınırlara harfiyen bağlı olmakla mesuldürler. Allah için yapacakları şeyler Allahın çizdiği ve emrettiği farzlara göre olmalıdır. Yoksa “Allah adına” Allahın razı olmayacağı şeyler yapmak ve bu doğrultu da mücadele vermek, Allahın sevdiği şeyler olmasa gerek. Aksine belki de Allahın buğz ettiği şeylerdendir.
Allah için mücadele vermek isteyenler kesinlikle verecekleri mücadeleyi Allahın çizdiği helal ve haram sınırlarına göre belirlemek zorundadır.
Hiçbir müslüman Allahın helalının haram, haramını da helal etme hakkına sahip değildir. Helalı haram, haramı da helal yapmak isteyenler Allahın dinini tahrif etmiş olurlar ki bu durumdan Allaha sığınmak gerekir.
Bir şeyi Allah adına yasaklamak, haram kılmaktır. Hele hele bunu islam adına yapmak, müslümanları bu yasağa göre değerlendirmek veya kınamak Allah korusun heva ve hevesinin peşinden gitmekten başka bir şey değildir.
İşte müslümanlar olarak “özgürlük ve serbestiyet” ölçülerimizi de buna göre düzenlemek zorundayız. Bu sınırları aşmamız veya bu sınırlar haricinde kendimizce emir ve yasaklar oluşturmamız en basit şekli ile Allahın dinini kendi heva ve heveslerimize uydurmamız anlamına gelir. Bunun ismi de o zaman “islam” olmaz. “Allahın dini” hiç olmaz. Olsa olsa kendimizin oluşturduğu “yeni bir din” olur. Her ne kadar ismine “islam” denilse bile…
Nasıl ki müslümanlar “özgürlük” adı altında Allahın sınırlarını çiğneyemez, bu sınırların dışına çıkıp özgürlük ve hürriyet adı altında bu helal ve haram sınırlarını aşamazsa aynı şekilde müslüman kendi düşünce, fikir ve nefsinden gelen her türlü istek ve arzuları Allahın sınırları olarak, yasakları olarak ortaya koyma veya müslümanları bu sınırlara göre değerlendirme hakkına sahip değildir.
Müslüman; sınırlarını Allah’ın, Resulünün ve bu konu da mütehassıs olan âlimlerin ortaya koyduğu ölçülere göre belirleyendir. Bunun haricinde kendi kendine çizdiği sınır ve ölçüleri hiçbir şekilde islamın ve müslümanların sınırları olarak adlandıramaz, hele hele bu sınırları hiçbir şekilde topluma dayatma hakkına sahip olamaz.
Şahısların kendi nefislerinden gelen ve Allahın çizdiği sınırlar dışında olan EMİR YASAKLAR islami sınırlar değildir. İslam nefsi ve sufli sınırlarla belirlenemez. İslamın sınırlarını belirleyen Allah ve onun Resulüdür. Bunu da âlimler Helal ve haramlar olarak belirlemiştir. Aynı şekilde “müslümanım” diyen her kişi ve kesimin ölçülerini bu sınırlara göre belirleme zorunluluğu vardır. Bu sınırları tanımayanlar, islam için hizmet ettiğini iddia etseler bile sınırı aştıkları konudan mesuldürler.
Hem “müslümanım” deyip hem de işine geldiği şekilde bu kural ve sınırları çiğnemek, çıkar ve menfaatleri doğrultusunda bu kuralları aşmak, sınırları göz ardı etmek, yeri geldiğinde savunduğu doğruları çarpıtarak değiştirmeye kalkışmak, müslümanların ahlak ve anlayışlarının dışında olan bir şeydir. İslami olamaz.
Müslüman; her şart ve ortam da Allahın sınırlarını tanıyandır. Hele hele hüküm ve karar merciinde olanların verecekleri kararlarda her şeyden önce Allahın sınırlarına dikkat etmeleri ve bu sınırlar doğrultusunda karar vermeleri gerekmektedir.
Kısacası müslümanın özgürlük sınırı, Allahın helal ve haramları ile sınırlıdır. Allahın helâlını helal, haramını da haram bilmek zorundadır. Aynı şekilde Allahın serbest kıldığını da hiç kimsenin yasaklama hakkı yoktur. Bunun ötesi Allahın dinini sınırlamak veya değiştirmek olur ki bu durumdan hepimizin Allah’a sığınması gerekir.
Rabbim! Bizleri çizdiği sınırlar içinde hareket eden, helallerini helal, haramlarını ise haram bilip buna uyanlardan eyle. Ayaklarımızı dinin üzerine sabit tut. Bizleri sapıtanlardan, yoldan çıkmışlardan eyleme. Son nefesini iman üzerine verenlerden kıl… Amin.
(Bangaheq)












